In Memory Of Seviğ Ayter

   
 

Sevig kardesimi taniyali saniyorum otuz seneden fazla oldu...
Bir hayat boyu birlikte gecirdigimiz anlar Pazartesi gununden beri habire gozumun onunde...
1976'da I-Center'daki Turk gecesinde kazandigimiz dolarlari evde sayip telasla tutanak tutmamiz...

Escondido Village'deki yaklasik iki sene yan-yana evlerde komsulugumuz, ve ilk cocuklarimizin doguslari...
Ailecek gerceklestirdigimiz cesitli kayak gezintilerimiz...
Birlikte Marmaris'te gecirdigimiz tatil...
Buyuk bir faaliyet ile sucuk yapma partileri (Isvec yapimi koyun bagirsaklarini bulan tabii ki Sevig idi)...
Birlikte yaptigimiz cesitli bisiklet ve yurume turlari...
Evlerinde yedigimiz sayisiz yemekler, uzun kagit oyunlari, birlikte gecirdigimiz yilbasi aksamlari...
Bodrum'daki evlerine ugrayip orada ne kadar mutlu oldugunu gordugumuz zamanlar...
Sadece ikimizin anladigi teknik konulardaki ve son derece haz verici yuzlerce sohbetimiz...
Su sirada yapmakta oldugum deneyleri dondugumde sana anlatabilmeyi ne kadar isterdim...

Bu amansiz ve kalles hastaliga yakalandigindan beri cektigi binbir eziyetler...
En riskli ameliyatlarda bile, ve bedeni giderek zayiflasada hicbir zaman sarsilmayan sonsuz metaneti ve karakteri...

Son iki senedir her merdiven cikip nefes nefese kalisimda aklima gelen arkadasim ve kardesim Sevig...
Her bisiklete bindigimde ne kadar sevdigi halde artik binemedigini dusunup uzuldugum kardesim...
Yuruyus yaparken artik yuruyemedigini, yemek yerken artik yiyemedigini dusunerek kahrolmamiz...
Otuz senelik arkadaslik dile kolay...
Bir tek kere bile agzindan bizleri incitecek veya kalbimizi kiracak bir sey duymadigimiz kardesimiz Sevig...
Otuz senedir hic bir seyden sikayet ettigini veya yuksundugunu duymadigimiz KALENDER arkadasimiz...
Bu kahredici hastaligi bilimsel olarak degerlendirip kacinilmaz sona sevdiklerine hissettirmeden hazirlandigini biliyorum...
Sonunda bu amansiz hastaliktan aramizdan ayrilarak kurtuldun...
Sen simdi bulundugun yerde istedigin gibi yuruyecek, istedigin gibi bisiklete binecek, kosacak, ve ucabileceksin...
Bizlerde senin artik eziyet cekmedigini bilerek acimizi dindirecegiz...

-Umran Inan-

 

Bassagligi yazmak icin bilgisayarimin basindayim

Parmaklarimin agladigini hissediyorum

Butun gun etrafimda insanlar birseyler soyluyor

Duymuyorum, dinlemek istemiyorum

Icinden cikamadigim bir problemim oldugunda

Simdi kime telefon acacagim?  Bilmiyorum

Sevigi duyuyorum, sikintili bir gunumde bana destek oluyor, "life is not fair" diyor

Sevigi dusunuyorum, kalbim catliyor gibi, gozlerim yasli...

-Suha Ari-

 

Sevgili   Sevig,

Simdi   Istanbul'da   saat   6. Senin geçen yaz  ogrettigin gibi  frozen margaritalari  hazirladik. Halit'le margaritalarimizi  içiyor ve seni aniyoruz.Güner'le beraber hazirladiginiz o güzel sofralari, karides güvecini, bahçendeki hurma agacindan toplayip verdigin hurmalari, Bodrum'daki evin terasinda paylastigimiz o güzel saatleri  sevgiyle hatirliyoruz. Geçen yaz dogum gününü birlikte kutladigimiz için çok mutluyum. Bizim için her zaman çok iyi dostlar oldunuz. Iyi ki seni ve Güner'i tanimisiz. Seni seviyoruz. Nur içinde yat emi!

Bundan sonra içecegim bütün margaritalar senin serefine Sevig!!

Bu arada daha önce söylemis miydim bilmem at kuyrugu sana çok yakismisti.

-Sedef Gunes-

 

Sevgili Cocukluk Arkadaslarim, Cocuk Arkadaslarim,

Sevig son yillarda amansiz bir mucadele verdi; bobrek ve karaciger naklinden oncesi baska, sonrasi daha baska tur bir yasam savasiydi...Bence yenik dusmedi; su anlasilmaz dunyada kalan son yillarini kaliteli bir sekilde uzatmanin, yakinlarinin en guvenilir destegi olmanin yolunu hastaligi sirasinda bile bulmayi basardi.

Gecen yil Ankara'ya geldiklerinde Galeri Sera'da kalabalik, hem de muzikli, dansli bir yemek yemistik; degil mi arkadaslar? Sevig'cigimin vucudu cok zayifti ama umutluydu; yasama bagliydi. Onerim uzerine cupra yemisti, ikimiz de memnun kalmistik. Gozlerinin ici her zamanki gibi guluyordu, konusurken soylediklerimizi ictenlikle dinliyor, yumusacik, akilli, hem muzip hem bilge bakislariyla karsindakine guven, sevgi, dostluk, sicaklik, insanlik iletiyordu. Cok guzel bir gece gecirmistik...Ahmet'in dedigi gibi, cok yakinimiza ulasan Azrail'den yasam dersimizi de alarak...

Saniyorum Sevig, hayati boyunca cok sevdi, cok sevildi. Profesyonel yasaminda da cok degerli isler basardi, yeni fikirler uretti, aklini ve becerilerini hakkiyla degerlendirdi... Velhasil bizim Sevig Ayter su kahpe dunyaya borclu kalmadi; alacakli olarak, uzerine duseni en iyi sekilde basarmis olarak, sessizce yurudu ve gitti. Biz onu bu yaz yine Turkiye'ye gelecek diye beklerken, Bodrum'daki evinin eksikleri icin daha iki gun once Murat Askar'la haberlesmisken, ansizin kalkip baska bir yerlere gidiverdi. Planlarini ondan bagimsiz olarak degistirip duran dis etkenlerle bu kez basedemedi, cok aci, ama gercek maalesef bundan ibaret.

Sevig'e ben mahsuscuktan Sevik derdim, o da tatli tatli gulerdi. Sevik'cigimizi lise yillarimizdan beri hep cok sevdim ve saydim; ODTU Elektrik Muhendisligi Bolumu'nde ogretim uyesi olarak calistigi kisa donemde, bolumumuzun koro calismalarina katilirdi, birlikte sarkilar soylerdik. Tam Yasemin'in dedigi gibi, bir kardes kaybetmenin acisini hissediyor ve bu buyuk aciyi siz cocukluk arkadaslarimla, cocuk arkadaslarimla paylasarak biraz katlanilabilir hale getirmeyi umuyorum. Isi gucu birakip sizlere mektup yazmamin baslica nedeni de saniyorum bu umut...

-Melek Yucel-

 

Kalbim kan agliyor. Cok degerli bir insani kaybettik. Cok uzgunum. Allah rahmet eylesin.

-Nur-

 

Ankara’nin ayni semtinde buyuduk.

Ankara’nin ayni lisesini kazandik.

Ayni lisenin siniflarinda okuduk, ayni lisenin yatakhanesinde yattik.

Lisenin son sinifinda ayni konuyu sectik.

Ayni universitenin ayni bolumune girdik.

Ayni duraktan otobuse binip universiteye gittik.

Soyadlarimiz ayni harflerle basladigi icin ayni subeye dustuk.

Ayni dersleri ayni hocalardan aldik.

Ayni problemleri cozup, ayni sinavlari aldik.

Birinci sinif Ingilizce dersinde benden daha iyi not aldiysan da, diger derslerde ayni notlari aldik.

Otobusten ayni durakta inip, ayni sinemaya gittik.

Ayni kahvehanede bric oynadik.

Universitenin son sinifinda ayni konuyu sectik.

Universiteyi ayni zamanda bitirdik.

Doktora icin ayni ulkenin ayni universitesinin ayni bolumune kabul edildik.

Universitenin ayni bolgesinde ev bulduk.

Ayni bolumun ayni laboratuvarinin ayni koridorunda calistik.

Ayni konuda doktora yaptik.

Bekarlik gunlerimizde ayni partilere gittik.

Ayni yerde bira ictik.

Bolumun Cuma aksami partilerine ayni anda katildik.

Bir Cuma aksami kafamiz ayni sekilde iyi iken bisikletimin on tekeri mazgala takilip cene ustu yere inisimden sonra beni revire dikis icin sen goturdun.

Hafta sonlari ayni takimda futbol oynadik.

Ayni arkadaslardan hoslandik.

Ayni model arabadan aldik.

Tatile ayni anda ayni arabada ciktik.

Uyku tulumlarinda acikta uyurken yagmur yagdiginda ayni sekilde islandik.

Tatilden ayni hizla geri donduk.

Yolda kar yagdigi icin kucuk bir evin onunde gece yarisi mola verip araba icinde sohbet ederken bizden suphelenen bir polis bize silah cektiginde ayni korkuyu yasadik.

Doktorayi bitirdikten sonra Turkiye’ye donup ayni universitenin ayni bolumunde ayni dersleri bu defa hoca olarak verdik.

Ayni konuda bilirkisilik yaptik.

Amerikaya donusunuzden sonra birbirimize ayni hasreti cektik.

Connetticut’teki evinize bir sonbahar ziyarete geldigimde yapraklarin kirmiziligini ayni hayranlikla izledik.

Kaliforniya’ya tasinmanizdan sonraya raslayan balayimizin bir haftasini sizinle ayni evde gecirdik.

Her Amerika’ya geldigimde ucaktan indikten hemen sonra birbirimize Palm programlarimizi “beam” edip ayni programlari kullandik.

Bu halimize gulup yerlere yatanlari ayni sekilde umursamadik.

Amerika’ya her geldigimde ayni Cin restoranina gittik.

Ayni konferanslara katildik. Ayni konusmalara ilgi duyup, ayni kisileri dinledik.

Sabatik icin Amerika’ya geldigimizde ayni bolgede oturup hafta sonlari beraber olduk. Calistigimiz konular yine ayni olmaya basladi.  

Ayni denizin ayni kiyisinda yazliklar aldik, ayni denizde yuzduk.

Son zamanlarda tatilimizi ayni zamanda ayni sehirde gecirdik ve daha cok birbirimizi gorduk.

Ankara’ya geldiginizde ayni arkadaslarimizla beraber olduk.

MATLAB’i her kullandigimda seni hatirliyorum. Cunku onu bana sen tanistirdin. Staple’imi her kullandigimda seni hatirliyorum. Cunku onu bana sen hediye ettin. Palm’imin ekranina her tikladigimda seni hatirliyorum. Cunku onu bana sen tavsiye ettin.

RPN’i her kullandigimda seni hatirliyorum. Cunku onu bana sen beam’ledin. Agzi kapali mangalda her hafta barbeque yaparken seni hatirliyorum. Cunku bu sekilde yapmayi sen ogrettin.

Sevgili Sevig, simdi ayri dunyalardayiz, ama seni cok yakinimda hissediyorum.

-Abdullah Atalar-

 

İkinci gundu galiba. Sabah kalkip asagi inerken mutfaktan bir turku sesi duydum. Sevig'in sesine benziyordu ama, ben o daha yatiyordur diye belki bir radyo falan caliyor diye dusundum. Sonra bir baktim gercekten Sevig soyluyormus turkuyu. Erkenden kalkmis, dusunu almis, hem turku soyluyor hem de bize omlet hazirliyordu. Ben hala onun oyle piril piril, neseyle turku soyleyip kahvalti hazirladigini dusunuyorum ve oyle hatirlamaya devam edecegim.

-Melek Yasar-

Serefine arkadasim!

Dun oturma odanizdaki kosende, mutfaginizda gozlerim hep seni aradi. Guner, cocuklar ve yakin dostlariniz ozenle oyle guzel hazirlanmislar ki, hersey senin istedigin gibi guzel ve boldu. Cilekleri kesip tabaga dizerken "ne guzel susluyorsun" dediklerinde "Sevig bakip ta kiz, oyle degil, boyle, bak gostereyim demesin" dedim.

Basak'la Yavuz fotograflarla nefis bir "slide show" hazirlamislar. Fon muziginde "Bodrum, Bodrum" calarken dayanamayip oturma odasindan salona gecen cok oldu. Sevig'cigim, ne guzel, dolu dolu yasamissin! Fotograflar yasamayi, yasami sevdiklerinle comertce paylasmayi, calisip basarmayi kendine ozgu iyimserlik, ictenlik ve alcak gonullulukle ne guzel becerdigini hatirlatti hepimize. Boyle bir yasamin kisa kesilmesi ne buyuk haksizlik!

Gozlerimin onunde... dun gibi...

       - ODTU'de sismanin pastahanesinde sen, ben, Murat kah ders calisip, kah kibrit kutusuyla oynayisimiz,

       - ODTU elektrikte imtihanlardan once "kiz hazir misin" diye sorup, 2 saatte bana herseyi hap yapip ogrettigin,

       - Bizim yeni televizyonumuzu begenip kosup size aynisini alisimiz, sonrada Basak dogdugunda Suha'nin sana "oglum, televizyonumuzu kiskandin aynisini aldin, bebegimizi

         kiskandin, bebek yaptin" deyisleri,

       - Sarkilar mirildanarak hazirladigin kizarmis hallum peynirli, sucuklu yumurtali kahvaltilar, coluk cocuk beraber oldugumuz Thanksgiving yemekleri,

       - Kaliforniya gibi yerde boza, kestane kebap, asure, tulum peyniri, leblebi, antep fistigi ikramlarin, ardindan nereden buldun, nasil yaptin sohbetleri,

       - Iskambil oynarken hile yaptikca Suha'ya, dalga gectikce Guner'le bana "dosdogru oynamayacaksaniz birakin sunu" deyislerin.

Sevig'cigim anilarlara gonullerimizde yasayacaksin. Pek cok yerde, pek cok sevenin senin icin kaldiracak kadehleri.

SEREFINE GUZEL ARKADASIM, SEREFINE!

-Yasemin Ari-

 

Bir de sunu soylemek istedim, Sevig aklima geldikce gozumun onune hep mutlu seyler, guzellikler geliyor. Ben arkadasimi hatirlarken keder degil huzur  ve ozlem duyuyorum. Nur icinde yatsin, onu hep guzelliklerle hatirlayacagim, her Bodrum lafinda, her margarita icerken Sevig'i gorup gulumseyecegim.

-Halit Gunes-

 

Canim arkadasim Aci haberi okuyunca bizde cok sok olduk.Farugun agzindan kardesimi kaybetmis gibi oldum sozleri cikti.Ama hayat devam ediyor ve edecek.Ne iyi dusunup Bodrum evinin tadilatina karar vermissiniz.Sevgili Sevig kardesimiz son zamanlarini kotu seyler dusunerek gecirmedi sanirim.Yenilenmis evi ve bahceyi hayal ederek gecirdi.Cogu kez hayaller gerceklerden daha mutlu eder insanlari.Hayallerde ne gicirdiyan bir kapi,ne damlayan bir musluk, ne de unutulmus bir boru gibi insanin canini sikan ufak.

-Nermin Kurtul-

 

Aciniza yurekten katilir hepinize bassagligi ve sabir dilerim. Sizinle tanismak kismet olmadi. Sevig'i  69 dan beri gormememe ragmen 2004teki San Francisco (is) yolculugumuzda otelden telefonla uzun uzun konusmustuk sanki daha bir onceki sene Fen Lisesinden mezun olmusuz gibi. O zaman daha  yeni ameliyat olmustu. Ilerde gorusmeyi ve ailelerimizi tanistirmayi planlamistik. Sevig'i her zaman o tatli tebessumu, centilmenligi, cana yakinligi ve caliskanligi ile hatirladim ve hatirliyacagim. Dogayla gelen iyi aliskanliklar yitirilmez. Eminim  Sevig ile hayatinin daha sonraki yillarinda tanisanlar ayni seyleri soyluyorlardir.

Yillikta Sevig icin 'Hayatin uzulmeye degmedigini soyleyen arkadasimiza, butun omru boyunca neseli bir hayat diliyoruz' der. Insanin sevdigini kaybetmesi zor, lise caglarinda bile bu kadar olgun dusunebilen ve akilli birini kaybetmek cok daha zor. Bu kisa kesilen hayatin ardindan hepimize  piril piril bir insanla tanismis olmanin, arkadas olmanin verdigi gurur kaliyor.

-Serpil (Sunal) Acar-

 

Kaybiniz cok cok buyuk. Acinizin derinligini tahmin dahi etmem guc. Uzuntumu kelimelerle ifade etmek zor.  Cok genc ve en verimli caginda cok talihsiz ve vakitsiz bir sekilde kaybettik sevgili Sevig'i. Hepimizin cok sevdigi ve ondan da otesi, cok saygimizi kazanmis mustesna bir insandi babaniz. Onunla her zaman ve ne kadar iftihar
ederseniz azdir. Her hareketiyle hepimize ornek bir insandi. Allah'tan ona gani rahmet size de sabir ve kuvvet diliyorum. Allah rahmet eylesin, ruhu sad olsun. Yeri hicbir zaman dolamiyacak, hem sizler hem de bizler icin. Hep kalbimizde yasatacagiz onu.

-Turgut Gur-

 

Hepimiz bu hayata gelip gidiyoruz, ne nereden geldigimizi ne de nereye gittigimizi bilen var... Elimizden gelen, bu dunyayi bizden sonra geleceklere daha iyi yapmak ki bizim yasadigimizdan daha iyi daha mutlu yasayabilsinler.  Sevgili Sevig bunu yapanlardan biri olarak yasadi.  Hem teknolojiye katkisiyla insanliga katkida bulundu hem de cevresini ve Turkiye'dekileri iyilestirmek icin vaktini ayirdi.  Senin ve Yavuz gibi iki basarili genci de yetistirdi, annenle beraber.  Gonul isterdi ki aramizdan hic ayrilmasin...

-Ziya Boyacigiller-

 

Dear Sevig

I am truly sorry that we won't get to meet again. I wish I was able to make you chuckle a few more times, since you left Acuson. I know you faced the ultimate challenge. Your cube waited as your co-workers believed you would be with us again. I deeply respect the courage demanded of you and your family and wish it was not ever asked of you.

I can't remember how long we have been working together. So much was accomplished and so much changed. It was a great run while it lasted. You were and always will be 'the acoustics guy.' While we built production in the early years, you built up our transducer development capability. From your accomplishments in acoustic design and design tools, many products have been launched - products that have a positive and demonstrated impact on the world. Indeed, a noble accomplishment of which to be very proud. For Acuson and for the industry your contributions are many.

Those early days were the best. Working hard but we were motivated by the obvious accomplishments. We would play soccer for lunch twice a week just to relieve the stress of painfully detailed meetings with Rob Younge. I remember doing our first set of wedge builds (I7505) for an acoustic optimization. I was laying out fifty plus spectra and impulse plots across the floor according to the experiment. We wandered around the room together and picked out the best one. That was it, done. Since then acoustic design has come far.

Now, speaking for myself, thank you. You have been generous in your mentoring and supportive over the years. Everything I learned about acoustics or acoustic modeling was from our interactions. Any dialogue with you was synergistic. In meetings you brought to the table a moderating and thoughtful balance to my shoot first ask later style. It was always a pleasure for me to make you chuckle in meetings no matter how "off the wall" my comments were. There is one thing though...out of all our conversations, I never got around to asking about the connection between concrete and ultrasound. I remember some recognition memento on your desk from your previous job having something to do with cement. Sevig, you touched my life in a positive way, and I am sure there were many who feel the same. Maybe that was the connection...however temporary our watch is here on earth, some individuals will leave a positive impression. Like concrete, your influence is real, it is solid and most certainly, permanent.

Thanks buddy...farewell.

-Worth Walters-

 

Sevig didn’t hire me, but I was fortunate to land in his acoustics engineering group after the first Acuson layoff in 1993 and worked with him until he began his leave. I now manage this team, but know that I can’t begin to fill his shoes, with his immense technical and theoretical gifts, his ability to break down a problem and make it appear simple, his ability to listen, teach, encourage, his vision and his patience. I’ve known Sevig for almost half my life. He was my mentor, coach and friend and I always looked up to him like a father. His contributions to medicine will live on, as will his impact on each of us.  He touched us all and he will be missed.

-Tim Proulx-

 

This story relates to the time I was asked by Hugh Larsen to interview Sevig for his job at Acuson. I asked myself how I could effectively interview someone who was so much more skilled than I. I decided to ask Sevig a series of questions on topics I had long been interested in learning more about: This, to see how well Sevig could teach me. I learned quite a bit that day and continued to learn from Sevig the entire time I worked with him. Needless to say, we all felt the same way about Sevig and asked him to join Acuson. We only wish he was still with us.

-Paul Chandler-

 

I offer my condolences to his family, friends and colleagues. For the many years I worked with Sevig at ACUSON he was a cheerful person always busy in his cube with interactions with transducer team members. He was the heart of the transducer team, his mentorship touched everyone. His immense contribution in the transducer efforts which added to Acuson/Siemens success will always be recognized and remembered.

My sympathy goes to everyone for losing him, especially his family. I have been through this hard road. But though the weak body passes away, the soul and the great memory of the person last us for our life to hold onto. Just remember every interaction you had with him, and for his family and all, he is in a better place up there looking upon us and guiding his family.

-Amin Hanafy-

 

Having been an employee at this [Acuson] campus for over 18 years, I knew Sevig for a long time and worked with him on many projects.  I was from the sales and marketing team, having worked in the clinical setting doing medical ultrasound exams.  Sevig was the transducer engineer, creating new technologies and solving problems that were generally well beyond my understanding and of 'his world'.  While he was exceptional, creative, focused and bright, he also had a sense of humor and was always kind, friendly and thoughtful to me.

He created tools and solutions that made a real difference in peoples' lives.  The transducer technologies that he helped to create, the projects that he managed and drove to completion have helped to diagnosis medical conditions for patients all over the world. He did things that made a difference. He had high expectations of himself, his company, his projects, and his colleagues. Yes, he was strong-minded and pushed to get the best results as he saw them.  He made a difference. He exemplified so much of that spirit and mind-set that created the high level of ultrasound equipment performance that is saving lives today and for the last 20 years. Such an irony that the technology that he moved forward could not save him.

I was very fortunate to have worked with him.

-Dick Begin-

 

I am very, very sorry to hear the sad news about Sevig. We will all miss a very good friend and a great colleague. I still remember the first time I met Sevig. His enthusiasm for ultrasound was contagious and we shared the common interest for fine cuisine and great food. I am glad that I had the opportunity to work with Sevig and I wish it would have continued for a much longer time.

-Said Bolorforosh-

   

 

  Home   Donations   Education/Career